18 Kasım 2019 Pazartesi

Erkek Başı Açık Olmak Bidattır

Soru: Osmanlının son Dersiamlarından Ahıskalı Ali Haydar efendinin "erkekler başı açık olmak büyük günahtır" sözü nasıl anlaşılmalı ? Neden günahtır ?
Erkeklerin sarıksız takkesiz başı açık olarak gezinmesi avrupadan içimize girmiş çirkin bir bidattır. Bu halkın başındaki sarık Şeriat alameti olduğu için cumhuriyeti kuran kadronun doğrudan hedef tahtasındaydı. Şapka kanunu çıkarmaktan asıl gaye sarığı baştan indirmekti. Toplum bilimciler "bu millet başı açık sokağa çıkmaz bunu ar bilir sarığı fesi bu şekil yasaklayamazsınız" deyince "o zaman yerine şapka giysinler" denildi ve şapka kanunu böyle çıktı. Sonra Millet şapkadan tiksindi yıldı usandı ve başından indirdi. Kanun yerinde durduğu halde, şapkayı takmayan memurlara suçlu oldukları halde cezai işlem yapılmadı çünkü asıl maksat hasıl olmuştu: Bu milletin başından sarığı fesi atmışlar son İslam alametlerini de yok etmişlerdi.. 

Hamiyyet-i Dîniyye sahibi şuurlu Müslüman bu oyunları bozmalı ve başına bir sarık, en azından bir takke/fes koymalıdır. i.er

11 Ekim 2019 Cuma

Dini Nikah Kıydırmak Zorunda Mıyız ?

Resmi Nikahla Birlikte İmam Nikahı Gerekli midir ? İmam Nikahının Hükmü Nedir ?

Evlenecek kişilerin nikah kıyması farzdır. Resmi nikah kıyılırken eğer islamın nikahta istediği şartlar yerine geliyorsa resmi nikah aynen "Dini nikah" olarak da geçer, bazı mühim sünnetlerin terk edilmiş olmasıyla beraber. Bu durumda resmi nikah sonrasında/öncesinde İmam nikahı kıydırmak Sünnet olur.

Eğer resmi nikah esnasında Dini gereklilikler yerine gelmiyorsa bu durumda ilave bir "İmam nikahı" farz olur.
Eğer durum şüpheli ise, yani resmi nikah anında dinen; Allah katında da o kişiler "evlenmiş sayıldılar mı sayılmadılar mı ?" şüpheli ise bu durumda eşlerin ilave bir imam nikahı kıydırmaları vacip olur.

Nedir Nikahın Dini Gereklilikleri ?

-Eşlerden birinden teklif, diğerinden kabul (îcab-kabul/sîga)
-iki erkek şahit (veya bir erkek ile iki kadın)
-Nikaha mani bir durum olmamak (kadın başkasıyla nikahlı, erkeğin mahremi olmak, kitapsız olmak gibi)

Şafilerde bunlara ilaveten:
-Kadını velisi evlendiriyor olmak
-Eşlerden biri ve veli ihramlı olmamak..

Resmi nikahlarda memurun karşısında kadının velisi değil kendisi vardır. Bu durumda şafiye göre zaten o nikah olmamıştır. Bu sebeple şafi mezhebindeki müslümanlar resmi nikah ile yetinemezler.

Bazen resmi nikahlarda iki erkek şahit bulunmuyor. Erkeksiz kadınların şahitliği hiç bir mezhepte geçerli değildir.

Ancak genel kanıya göre resmi nikah Hanefi mezhebince Dinen de nikah sayılmaktadır. Memurun şimdiki hal sigasıyla "kabul ediyor musun" sorusuna tarafların "evet" demesi aslında sorun değildir. Ve artık nikahın sünnetleri olan Allahın adıyla Peygamberin kavliyle başlamak ve mehirin takdir edilmesi ve zikredilmesi, Kuran okunması ve dua edilmesi gibi faziletler ve bereketlerin tahsili, hocanın nikah ve talakla ilgili hatırlatma yapması, eğer yoksa eşlerde iman, nikah öncesinde iman tazeletmesi gibi hususların temini için ve en azından ihtilaftan kaçınmak, gönül mutmain olmak için imam nikahından vaz geçmemelidir.

isaerdogan.com

30 Eylül 2019 Pazartesi

Mahmud Efendi, Ümmetin Derdiyle..

• Mahmud Efendi hz. ümmetin derdiyle yakından ilgilenmesi, ve her zaman ulaşılabilir olması
• Efendi haz. Hocalara hususi alaka ve ders vermesi
• Ef Hz nin sabrı, hilmi, güzel ahlakı
• Ef Hz nin bir Kerameti
• Hüsameddin Vanlıoğlu hocaefendinin Ef Hz ile hatırası

Hüsamettin Vanlıoğlu Hocaefendi şöyle anlattı “Sabah namazından sonra Hatm-i Hâcegan ardından Mektubat dersinde,  Efendi hazretleriyle 9 ay bire bir ders okuduk. 9 ay her gün bizi odasına alır bizlere ders okurdu. Ders esnasında derdi haceti olanlar gelir, dersi bölmek zorunda kalırdık. Bazen o kadar çok gelen olurdu ki, öğle namazından sonra derse başlamak durumda kalırdık, yatsı namazından sonra ders ancak biterdi.

Efendi hazretlerinin yanına kim gelirse gelsin, makamı mevkii ne olursa olsun, hâli, davranışı, alakası hep aynı olurdu.

Bir gün birisi geldi, bir şeyh efendiyi meşgul etmeye değmeyecek önemsiz bir mesele anlattı. Artık bu kadarına dayanamadım çok sinirlendim. Hayatımda hiç kimse ile kavga etmediğim halde, kalkayım şuna bir tokat atayım, "Efendi hazretlerini bunun için mi meşgul ediyorsun, sizin yüzünüzden ders okuyamıyoruz" diyeyim diye içimden geçirdim. Adam gittikten sonra Efendi hazretleri sırtıma vurdu

"Hüsameddin efendi bana herkes dayanamaz" buyurdu"

Muhammed Çiftçi hocaya teşekkür ederiz

isaerdogan.com

28 Eylül 2019 Cumartesi

Şiya Mezhebini Bitiren Gerçek

Sapkın Şiya-Caferi Mezhebini Kökünden Bitiren Gerçek!

Şiya mezhebini aslı esası sahabenin ulularına, Hz Ebubekir, Hz Ömer ve Hz Ayşeyi reddetmek, küfre nispet etmek, hatta sövmek, sebb ve lanet etmek üzere kuruludur. Şiiler Sahabeden kaçarak güya 12 imama sığınmış görünür, Ehl-i Beyt yolundan gittiklerini iddia ederler.

Halbuki inandıkları (ve iman şartı saydıkları) o 12 imam, Ehl-i Beyt-i Rasulillah sas asla Hz Ebubekir Hz Ömeri inkar etmediler. Katiyyetle onlara sövmediler, asla lanet etmediler. Bilâkis hürmet ve muhabbet ettiler.. ta ki çocuklarına onların mübarek isimlerini verdiler..

Buyurun okuyun ve görün :

Ehl-i Beyt (12 İmam) dan oğluna Ebubekir adı verenler:

Hz. Ali'nin oğlu EbûBekir
Hz Ali'nin oğlu Hz. Hasan'ın oğlu EbûBekir
Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hüseyin'in oğlu EbûBekir
Mûsa Kâzım'ın oğlu EbûBekir

Ehl-i Beyt (12 İmam) dan oğluna Ömer adı verenler:

Hz. Ali'nin oğlu Ömer
Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hüseyin'in oğlu Ömer
Hz. Ali'nin oğlu  Hz. Hasan'ın oğlu Ömer
Hz. Hüseyin'in oğlu  Zeynel Abidîn'in oğlu Ömer
Musa Kâzım'ın oğlu Ömer

Ehl-i Beyt (12 İmam) dan kızına Ayşe adı verenler:

Cafer-i Sâdık'ın kızı Ayşe
Musa Kâzım'ın kızı Ayşe
Ali Rıza'nın kızı Ayşe

Artık anlaşılmıştır ki bugün mevcut haliyle Sahabeyi inkar eden, söven Şiya/Şii/Rafıziyye/İsna-Aşera/İmamiyye/Caferiyye mezhebi sonradan ortaya çıkmış bir akımdır. Ve yolundan gittiklerini sandıkları 12 İmamların yolu asla Sahabeye sövmek inkar etmek olmamıştır. Sahabeye karşı şiyanın bu tutumu ortadan kalktığında geriye İslamın Ana Caddesi: Ehli Sünnet Hak İslam Mezhebi kalır ve ayrılık kavga gürültü biter.

isaerdogan.org

27 Eylül 2019 Cuma

Mahmud Efendi ve 80 Darbesi

• Zulmet ve Azabın defi içün Allah yolunda sabretmeli
• Ef Hz yolunda Hizmetlerin tatil edilmesi yoktur
• Burhanettin Demirtaş'ın Ef Hz ile hatırası
• Efendi Hazretleri kadar ihvanların da cesaret ve metanetli oluşu

Medresede ders arkadaşımız merhum Burhanettin Demirtaş ağabeyimiz anlattı. 1980 kenan Evren darbe yıllarında İstanbul'da sıkıyönetim misilli ağır bir hava var.. Sarıklı Cübbeli müslümanlar darbeci yönetim eliyle terörist muamelesi görüyor, görüldükleri yerlerde tevkif ediliyorlar suçsuz sorgusuz nezarethanelere atılıyorlar.. Bir çoğumuz sokakta sarıkları çıkarttık camide nanazda sarıyoruz camiden çıkışta hatmi hoca odasına geçerken karakoldan bizi dikizleyen polislere görünmemek için eğilerek geçiyorduk..

Bu ahval ve şerait altında bile Efendi Hazretleri derslere sohbetlere hatm-i hacegana devam ediyor bir ara vermiyor.. Biz acemi müritler, korku ve endişe içinde gözümüz kulağımız Efendi hazretlerinden gelecek bir tatil haberinde.. O yüzden bir tek sohbeti kaçırmıyorum "Ortalık kötü bir süre sohbet ders hatmi hacegan yapılmayacak talebeler, ihvanlar oturun evlerinizde.." denilmesini bekliyoruz. Ancak Efendi Hazretleri bir şey olmamış gibi tam hız devam ediyor..

Artık biz dayanamadık bir kaç kişi bizzat çıkıp halimizi arz ettik "derslere sohbetlere bir ara verneyecek miyiz Efendim" dedik.

Efendi Hazretleri hiç düşünmeden "Bunca zulmet neyle kalkacak !? Durmak yok. Hizmetlere aynen devam edeceğiz.." buyurdu.

Yani "bu kadar zulüm ve küfür isyan var ise bu zulmetin defi ref'i ancak ibadete zikre Allahın dinine daha çok sarılmaya bağlıdır. Bırakmaya değil"

Bize de bir metanet ve cesaret geldi ve hamdolsun o kasvetli yılları da öylece atlattık.

isaerdogan.org

21 Eylül 2019 Cumartesi

ABD'nin Bize Attığı Kazık: Çam Ağcı

Uzmanlar "Hristiyanlarca kutsal sayılan Çam ağıcı dikmenin Türkiye için tuzak olduğunu, çam yerine Meyve ormanları oluşturmanın her bakımdan daha faydalı olacağını belirttiler.



Gazeteci yazar Gülgün Feyman Budak, tüm Türkiye’ye çam ağacı yerine zeytin ağacı dikin çağrısı yaptı. Budak, “Çam ağacı ABD’nin Türkiye’ye bir tuzağıdır “ dedi ve açıklamalarına şöyle devam etti, 

“1940 yıllarda Marshall yardımlarıyla Ege ve Akdeniz bölgemizdeki milyonlarca zeytin ağacımız kökünden sökülerek gemilerle Avrupaya götürüldü.
ABD bize bu ağaçların yerine milyonlarca kavak ve çam(çıra) fidanı verdi. Kavak ağacı memlekette alerjik hastalıklar başlattı. Çam ağacı ise bildiğimiz yağlı çıra idi. Dağlarımıza ovalarımıza her yere diktik. Hiçbir işe yaramayan bu ağaç, ülkemizin dağına bayırına dikilen saatli bomba oldular.

Bu ağaçlar yandığı zaman kozalakları patlayarak yanar halde 200 metre uzağa fırlamakta oradaki çam ağaçlarını da tutuşturmaktadır. Bugüne kadar kimi gördüysem yetkili yetkisiz, beyinli beyinsiz herkese anlattım. "ABD, bizim gibi "haini bol" ülkelerin coğrafyasını çam (ÇIRA) ormanlarıyla dolduruyor, içimizdeki hainlerin sayesinde bir kibrit çakmasıyla 100 savaş uçağının verdiği zararı veriyorlar.

Şimdi soruyorum size devletimiz bu çam ağaçlarının yerine zeytin, ceviz, badem, incir, sakız ağacı dikse hem bu ağaçlar kolay kolay yanmaz hem de köylümüze bir gelir olur” ifadelerini kullandı

alıntı

15 Eylül 2019 Pazar

600.000 Sevaplık Salâvat ?

Soru: Sevabı 600 bin olduğu söylenen selevat doğru mudur ? Allahumme salli ala seyyidina Muhammed adede ma fî ilmillah salâten dâimen bi devâmi mulkillâh"
اللهم صل على سيدنا محمد عدد ما في علم الله صلاة دائما بدوام ملك الله
Bu salevat sigasıni okuyana altı yüz bin veya yedi yüz bin sevap verildiği gerçek midir ?

Cevap:
Bu siga ile bir salevat çeşidi ve bu sevap sahih kaynaklara geçmiyor. Salevatı bu şekilde okumak caiz ise de sevabına öylece inanmak caiz olmaz çünkü sevap Allahın elinde ve Allah hakkında konuşmak karar vermek ancak vahiyle mümkündür.. amma metlüvv veya gayri metlüvv..

Alimler şöyle dediler:
En efdal salavat sigası namazda teşehhutte okunandır. Çünkü Sahabeler R.ahm sordular "Ya Rasulallah sana nasıl salât edelim? Efendimiz de bunu öğretti :
اللَّهُمَّ صَلِّ على مُحَمَّدٍ، وعلى آلِ مُحَمَّدٍ، كما صَلَّيْتَ على آلِ إبْراهِيمَ، إنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ، اللَّهُمَّ بارِكْ على مُحَمَّدٍ، وعلى آلِ مُحَمَّدٍ، كما بارَكْتَ على آلِ إبْراهِيمَ، إنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

Allah Rasulü herhalde kendisi için en iyi ve kârlı olanı öğretmiştir değil mi !? (Imam Nevevi)

 عن كعب بن عجرة: قِيلَ: يا رَسولَ اللَّهِ، أمّا السَّلامُ عَلَيْكَ فقَدْ عَرَفْناهُ، فَكيفَ الصَّلاةُ عَلَيْكَ؟ قالَ: قُولوا: اللَّهُمَّ صَلِّ على مُحَمَّدٍ، وعلى آلِ مُحَمَّدٍ، كما صَلَّيْتَ على آلِ إبْراهِيمَ، إنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ، اللَّهُمَّ بارِكْ على مُحَمَّدٍ، وعلى آلِ مُحَمَّدٍ، كما بارَكْتَ على آلِ إبْراهِيمَ، إنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
البخاري (٢٥٦ هـ)، صحيح البخاري ٤٧٩٧  •  [صحيح]  •