12 Kasım 2025 Çarşamba

TOKİ CAİZ Mİ Hocalar ne dedi ?

 Allah'ın yüce Adıyla


Özetle: Caiz, alınabilir 

Türkiye Müslümanları, başlarında Şeriat devleti, Halife ve Şeyhülislam olmayışından ötürü çıkan her yeni meselede ihtilafa düşmekte ve bu durum insanları güvendikleri mercilerce fetva sormaya yöneltmektedir. Bu mercilerin ilmi seviyesi takva ve dirayeti ve meseleye bakış seviyeleri farklı olması hasebince ortaya farklı fetvalar çıkmaktadır.

Biz bu çalışmada Türkiye halkının itibar ettiği Hoca ve kurumların 2022 yılı "Toki 250 bin konut projesi" hakkında verdikleri fetvaları derlemeye çalıştık. Önce kısa ve net fetva, sonra tafsilatı aktardık

Elif-ba sırasına göre:

Diyanet işleri Yüksek kurulu: Caiz

Eminali Yüksel Hoca: Caiz

Halil Gönenç Hocaefendi: Caiz

Hamdi Döndüren hoca: Alınabilir.

Hüsamettin Vanlıoğlu Hocaefendi: Caiz demiyoruz ancak caiz diyenler var onlara da sözümüz yok (onların fetvasını alabilirsiniz) >> video izle <<

Mehmet Savaş Hocaefendi: 2022 için görüş beyan etmedi Ancak Daha önceki benzer projelere caiz demiştir 

Orhan Çeker hocaefendi: Caiz

Soner Duman hoca : Caiz

TAFSİLAT VE İLMÎ TAHLİL 

İsmailağa fıkıh heyeti adına Hüsamettin Vanlıoğlu: Biz İsmailağa fetva heyeti olarak TOKİ'nin bu şartlarla sattığı konutlar "ödeme miktarı belirsiz olduğu için "caiz değil" görüşünü beyan ettik ancak bu ictihadî bir konudur. (Ayet hadisin kesin ifadesi değil) Farklı müctehitlerin görüşlerine dayanarak farklı hocalar 'caizdir" fetvası vermişlerdir. Buna da saygımız vardır.

Halil Gönenç Hocaefendi :

Satın aldığın bir malı ödediğin para zamanla değer kaybettiği için kaybolan değeri (efe-tüfe) enflasyon üzerinden yeniden hesaplayıp borca ilave etmek caizdir.

video için >tıkla<

Hamdi Döndüren hoca :

Alışverişlerde mal ile fiyat belli olmalı, memur maaşı dikkate alınarak Konut satışında ücrete sonradan ilave edilecek zamların ne kadar olacağı bilinmediğini için fiyatta bir belirsizlik var görülüyor. Ancak anormal krizlerde devlet vatandaşı ezdirmez diyerek devlete bir güven söz konusu ve en kötü ihtimalle böylesi belirsiz akitlere fasit akit denilir ve ancak tüm borçlar ödenip mal teslim alındığında tapudan serh kalktığında akit sahih olmaya döner. Bu itibarla TOKİ'den ev alınır diyoruz. > video <

Prof. Dr. Orhan ÇEKER :

Hükümetin yeni konut edindirme projesine göre ev satın almak caizdir. Fiyat belirsizliği taraflar arasında çekişmeye sebebiyet vermediği için akde zarar vermez. Çekişmeye sebebiyet vermeyen bu tür bilinmezlikler (cehalet-İ yesire) akdin sıhhatini olumsuz yönde etkilemez. Bilinmezlik, çekişmeye sebebiyet verecek seviyede (cehalet-i fahişe) olsaydı akdi fasid kılacaktı. Bu projede böyle bir bilinmezlik yoktur. Dolayısıyla şartları tutan kimseler katılıp ev sahibi olabilirler.

Soner Duman hoca :

Şahsen CAİZ görüşünü tercih ediyorum. Zira;

1) Fıkıh kitaplarındaki "tarafları anlaşmazlığa götüren her belirsizlik akdi fâsit kılar" ilkesinin mutlak ve genel geçer bir ilke olmakla birlikte hangi tür belirsizliklerin bu kapsamda görülmesi gerektiği meselesi, yani ilkenin somut durumlara tek tek uygulanması çağlara, durumlara, akit tiplerine göre değişebilir.


2) Mutlak belirsizlik ile mukayyed belirsizlik aynı kapsamda görülemez. Klasik fıkıh literatüründe ortaklık mahiyetindeki akitlerin neredeyse tamamında [mudarebe, müzaraa, muğarese, müsakat] mukayyed bir belirsizlik olmasına rağmen akitlerin geçerli olması fukahanın da bu anlayışta olduğunu göstermektedir.

SONUÇ ; CAİZ 

İsmailağa (Kalender -Vanlıoğlu) fıkıh heyeti dışında kalan Cumhur-u Ulemaya göre 2022 yılı TOKİ konut projesinden mal almak CAİZ görülmüştür.

---

Soru: Bu ihtilaflar içinde avam müslümanlar olarak cumhurun fetvasını tercih etmemiz, kolay/hevaya uygun olanı tercih etmek olur mu ? vebal olur mu?


Cevap: Fetvayı veren merciler ilmî icazeti olan, salahiyetli, takva kişiler olduktan sonra kolay olanı yanı ca1esiz diyenlerin fetvasını tercih etmekte de herhangi bir vebal olmaz. Nitekim Sahabe ra de alimleri dolaşır fetva üstüne fetva sorardı.


Çünkü "Her bilen üzerinde bir bilen vardır"


Fakirin şahsi mutaalası:


İslam'da śemen (malın karşılığı olan ödeme) aslında altın ve gümüştür. Kağıt para altının yerini aldığı kabul edildiği için itibarî śemen hükmünü almıştır. Ancak özellikle Türk lirası kısa sürede değer kaybettiği için, veresiye (uzun vadeli) akitlerde yeniden düzenlenmesi adaletin gereği olacaktır. Bu açıdan bakıldığında asıl sorun kağıt para üzerinden belirlenen fiyatın sabit tutulması olacaktır.


Örneğin "geçen sene 2021'de dairemizi 350.000 liraya sattık" denildiğinde bu cümle bugün 2022 yılında gerçeği ifade etmemektedir. Çünkü o para bügünkü para değil. Hemen hesap yapılarak bugünkü karşılığını bulmaya çalışırız. Demek ki enflasyona maruz olan kağıt para ile yapılacak uzun vadeli akitlerde borcu revize etmek hakkaniyet olacaktır.


Toki konut satışında da yapılan budur. 


Caiz değil diyenlerin ellerinde tuttukları tek delil "fiyatın belirsizliği".


Aslında TOKİ konutlarının fiyat belirsiz değil, peşin ödeme yapılması durumunda fiyat belirli (2022 yılında) 650.000 tl ve bu fiyatlar piyasadan 3 kat daha ucuz. Belirsiz olan şey burada gelecek enflasyon. Yani para ileriki yıllarda ne kadar değer kaybedecek, buna bağlı olarak da o değer kaybı ne oranda telafi edilecek bu belirsiz. Ama devlet şunu garanti ediyor ki şu anki peşin fiyatının üstüne çıkmayacak. Geçmiş yıllardaki teamül, uygulama bu noktada örnek olarak sunulmaktadır.


Belirsizlik Problemi 


Caiz olmaz" diyenler Liranın muhtemel kaybedeceği değerin telafi miktarı belirsiz olacağı için bu akite fasit/geçersiz demekteler..!


Onların ihmal ettiği husus şudur: örneğin TOKİ daireleri sabit taksit dolar üzerinden satmış olsaydı caiz diyeceklerdi, ve hâlbuki bu durumda ücret yine belirsiz olurdu. çünkü ABD doları 15-20 senede liraya karşı ne kadar artış sağlayacak yine belirsiz.


Bu durumda tek seçenek kalıyor, daireleri ya peşin satması veya altın karşılığı satması. Her ikisi de durumu zayıf vatandaşın aleyhine. Hâlbuki projenin asıl gayesi ekonomik durumu zayıf vatandaşları ev sahibi yapmak.


Artık tek çare devlet aklıyla sunulan mevcut seçenek oluyor: 6 ayda bir efe-tufe endeksli artışla taksitli satış 


Bir misal üzerinden gidersek, diyelim bir daireyi 50.000 dolara satın alsak her ay 1000 dolar sabit taksit ödemek şartıyla 50 ay vaade ile..


Bu onlara göre caiz. Neden? fiyat belirli olduğu için!


Neye göre belirli? Altına göre belirli değil.. Liraya göre hiç te belirli değil! Bugün (2022 yılı) 1000 dolar aylık taksit 18.000 tl yapıyor, ancak 2 sene sonra belki de bu rakam 20 veta 30.000 lira olacak !? Bu itibarla sabit fiyat dövizle satılmış bir mal kendi para birimimiz liraya itibarla yine belirsizdir !


Not: 1000 dolar 2022 de 18.000 tl iken 2025 yılında 40.000 tl oldu


Ey Fatih Kalender ve Hüsamettin hocalar, sabit taksit dolarla yapılacak satışta döviz kurundaki belirsizlik akdin caiz oluşuna zarar vermiyorsa, memur maaşı endeksli zam da vermemeli. Bir ne caiz diğerine caiz değil demeniz tutarsızlık


Çünkü alışverişlerde şeriatın tayin ettiği doğal parayı altın ve gümüşü terk ettiğimiz bu günümüzde, itibari paraların altın ve gümüş karşısına devamlı değer kaybetmesi sonucu oluşan belirsizlik kaçınılmazdır. 


Problemden çıkış


Bu tür belirsizliklerle beraber akit tamamlandığında, bütün ödemeler yapıldığında İslam alimleri akitin fasit olmaktan çıkıp geçerli ve sahih olmaya dönüşeceğini de ayrıca ifade etmişlerdir


2022 TOKİ KONUT PROJESİ CAİZ Mİ konusu tamam oldu

------------- 

2025 TOKİ 500 BİN KONUT PROJESİ 

Bu projede devlet TOKİ idaresi ile yapacağım evleri ortalama 2 milyona satmaktadır, bunun onda birini peşin almakta geri kalan meblayı 20 yıla yayarak cüzi oranlarda taksitlerle satmaktadır. Ancak Türk parasının muhtemel kaybedeceği değeri 6 ayda bir memur maaşına yapılan zam oranı dikkate alınarak yapılacak artışlarla değer kaybı telafi edilecektir. Milyonlarca vatandaş bu şartları bilerek her şeye rağmen onun kendi menfaatlerinin olduğunu görerek yoğun bir şekilde projeye ragbet etmektedirler.


GENEL GÖRÜŞ CAİZ OLDUĞU YÖNÜNDE

İsmailağa Fıkıh ve Fetva Heyeti Emin Ali Yüksel başkanlığına toplantı ve CAİZ olduğuna karar verdi

Medreseler ve Âlimler birliği: CAİZ 

الله اعلم بالصواب واليه المرجع والمئاب


 İsa Erdoğan 

Mesut Özbilir TOKİ Konut görüşü

 

2025 Toki Konut projesi caiz mi ? 

Eski hocalar: “Üzerinde banka ismi yazan bank'ların üzerine oturmak bile caiz değil” derdi, şimdi ne oldu da hocalar bankalar konusunda bu kadar rahat konuşabiliyorlar?


Bir süredir sıkça duyduğumuz bu soru, TOKİ tartışmalarıyla birlikte daha da alevlendi. Bunun dışında zaten mevcut fıkıh anlayışının ciddi anlamda sorgulanmaya başlandığı bir sürecin varlığı da söz konusudur. Bu iki meseleyi de vuzuha kavuşturacak bir misal vererek bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.


Fıkıh kitaplarımızda eti yenilen hayvanların dışkılarının hükmü tartışılmıştır. Ebu Hanîfe bunları ağır necaset görürken, iki talebesi Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed hafif necaset saymışlardır. Ancak İmam Muhammed daha sonra görüş değiştirerek eti yenen hayvanların dışkılarının fahiş miktarda elbiseye bulaşsa bile namaza mani olmadığına hükmetmiştir.


Onun görüş değiştirmesine sebep olan hadise şudur; İmam Muhammed, Abbâsî Halîfesi Hârûn er-Reşîd ile birlikte Rey şehrine gidip kadılık görevini üstlendiğinde yolların ve hanların bu dışkılarla dolu olduğunu görür. Bunun üzerine insanların bundan sakınmalarının güç olduğunu (umûmü’l-belvâ) dikkate alarak bu hükme varmıştır. Daha sonra fukaha -insanların ve hayvanların birlikte kullandığı- Buhârâ'nın çamurlu yollarını da buna kıyas ederek aynı hükmü vermişlerdir. (İbnü'l-hümâm, Fethu'l-kadîr [Dâru'l-kütübi'l-ilmiyye, Beyrut, 2016] I, 205)


Sanırım bu örnek iki meseleyi de anlamaya yardımcı olmuştur. Hocalar modernleşmiş ya da hassasiyetlerini yitirmiş değildir; ancak dünya değişmiştir, hızla da değişmeye devam etmektedir.


Fıkıh, meselelere çok yönlü bakmayı gerektirir. Zira Rey sokaklarını Abbasi sarayından görmek mümkün değildir. Bu sözlerimiz herkesin kendi hevasına göre kolaylık ihdas edebileceği şeklinde anlaşılsın istemiyoruz; ancak fıkıhla iştigal edenlerin bugün bu perspektiften çözümler üretmesi elzemdir, farz-ı kifâyedir, diye düşünüyoruz. Zira “Her şeyin haram olduğu yerde, her şey helal olur!” İnsan, yaptığı hiçbir şeyin İslam'a uymadığına, uymasının da mümkün olmadığına kanaat getirince kulluk motivasyonunu yitirir. Dine aidiyetini kaybetmeye başlar. Ve Allah muhafaza inancından olur. Dolayısıyla insanlara eldeki imkânlar dâhilinde “uygulanabilir” çıkış yolları sunmak gerekir.


Maalesef alanında uzman hocalarımız bile kimi softaların zorbalığına maruz kalmamak için görüş belirtmekten çekinir olmuştur. Aksine bu mesele üzerine daha fazla gitmeleri ve sosyal medyada magandalık yapan bedevileri dikkate almamaları gerekmektedir. “Müctehid içtihadında isabet ederse iki, hata ederse bir sevap alır.” buyurulur. Ben bu hadisi her işittiğimde “İsabet eden sevap alıyor da hata eden niye sevap alıyor?” diye düşünürdüm. Hata edene günah yazılmaması bile büyük bir ihsandır, sevap yazılmasındaki hikmet nedir acaba? derdim. Şimdi anlıyorum ki böyle olmasa kimse elini taşın altına koymak istemez, fetva vermekten kaçınırdı. Allahu 'alem hata edene de sevap verilmesi, ilim ehlini insanlar arasında hüküm vermeye, insanların sorunlarına çözüm üretmeye yönelik bir teşviktir. Onun için hocalarımız ilmi ehliyet, fıkhî dirayet ve halis niyet sahibi olduktan sonra elini taşın altına koymaktan imtina etmemelidir.


Yakın tarihte yaşadığımız badireler malumdur. İlmin inkıtaa uğraması Buhârâ'nın, Belh'in, Rey'in örfüne göre verilmiş hükümleri kitaplardan aynen nakletmekten ibaret olan bir fıkıh anlayışı doğurmuştur. Öteden beri pek çok soruna sebep olsa da bugün artık bunun bir sürdürülebilirliği kalmamıştır. Bırakalım asırları, otuz sene önce verilen hükümler bile bugün anlamını yitirmiştir. Onun için bu hususta çalışan insanları sindirmeye ve yıpratmaya yönelik üstenci saldırgan tavırlara müsamaha gösterilmemesi lazımdır.


Bütün insanları tek bir görüş üzere toplamak mümkün değildir. Sahabe devrinden itibaren görüş farklılıkları olmuştur, bundan sonra da olmaya devam edecektir. Fıkhın tabiatı budur. Herkes farklı pencerelerden bakarak farklı neticelere varacaktır. Artık birileri de buna saygı duymayı öğrenmelidir.


İmam Muhammed'in Muvatta'ını okurken pek çok defa hocası İmam Malik ile ters düştüğüne şahit oluruz. Bu durumda şöyle der; “Bir grup bu rivayeti esas alarak bu hükmü vermiştir; ancak falanca rivayeti dikkate alarak şöyle hüküm vermek bize göre en güzel olandır.”


Ne kadar güzel bir üslup değil mi? Ben de medrese yıllarımda sık sık hocamın yanında bulunurdum da kendisine fetva sorulduğuna şahit olurdum: “Biz buna fetva vermiyoruz ama verenler de var, onunla da amel edilebilir” derdi. İşte bu işin edebi, adabı, ahlakı da budur.


Selâm, hidayete tâbi olanlara…

12 Kas 2025

Mesut Özbilir Hoca

13 Şubat 2023 Pazartesi

Abdulhak Şeyh midir ?

 Seyyid İbrahim Ahsai efendi vefat etti Allah rahmet eylesin.


Şimdilerde bir laf dolaşıyor: "Abdulhak adıyla bilinen Kenan Bayülgen, hani yalan beyanla "şeyhlik bana kaldı" dediği için 2005'te İsmailağa'dan uzaklaştırılan Abdulhak bu İbrahim Ahsai efendiye gitmiş, o da buna şeyhlik icazeti vermiş! Dolayısıyla Abdulhak yakında "işte şimdi şıyh oldum" diye milletin karşısına çıkarsa şaşırmayın.." denilmekte..!

.

Nedir bu işin aslı ? Ve İbrahim El Ahsai şeyhlik icazeti vermeye yetkisi var mı ? Kendisi tasavvufta bilinen şekliyle "şeyh" midir ? Seyri süluk yapmış mı ? Hangi tarikatın hakiki bir şeyhinden icazet almış !? Yoksa arapların her hocaya ve yaşlıya "şeyh" dediği kabilden sıradan bir arap hocası mıdır ? Bu yazıda bu sorulara cevap vereceğiz.

.

Abdulhak kimdir necidir önce bir hatırlayalım:

.

Asıl ismi Kenan Bayülgen olan Abdulhak 1980 li yıllarda ismailağa tekkesine gelmiş Mahmud Efendiye bağlanmış ve ilerleyen süreçte Mahmud Efendi Hz nin gözüne girerek tarikatın istiharecisi olmuştur. Yirmi yıl kadar bu görevde kaldıktan sonra kapıya ihanet ederek kovulan Abdulhak sonraki şeyhin kendisi olacağını, güya bunu Rasulullah Efendimiz söyledi diyerek Mahmud Efendi Hz ni ve İhvanını aldatmaya çalışmıştır. Ancak Allah'ın dostlarını kandırmak kolay değildir. Bu yalan ve iftirası feraset nuruyla fark edilmiş ve aniden görevden azl edilerek kapıdan uzaklaştırılmıştır. İşte bu Abdülhak yıllar sonra tekrar sahneye çıkmış ve adından sıkça söz edilir olmuştur. Şimdilerde ise İbrâhim Ahsai efendiye takıldığı bir süre önce ise (kız çocuğuna nikahsız taciz suçu ile hapse giren) Fatih bi Nurullah ın etrafında dolaştığı görülmüştür 

.

İbrâhim Efendi Abdulhak a şeyhlik icazeti verebilir mi ?

.

Evvela İstanbul halkı İbrahim El-Ahsai efendiyi nereden nasıl tanıdı ona bakalım. Bu seyyid efendi hadis ilmiyle meşgul olan ve daha ziyade vaiz kimliği ile temayüz etmiş bir zatı muhterem. Seyyidler her daim başımızın tacıdır. Lakin Seyyid olması "her yaptığı doğrudur" manasına gelir mi !? Bu konularının irdelenmesi ve doğru yanlıştan ayırt edilmesi lazımdır.

.

Suriye savaşı baş gösterip Suriyeli halklar Türkiye'ye iltica ettiği günlerde İbrahim Ahsai efendi de gelmiş ve Cübbeli Ahmet hocaefendi hapishanede olduğu günlerde mescid sohbetlerini bu isme yaptırmıştı. Haftalar boyu sohbetleri Ahsai efendi yapmış olmakla cemaat içinde ve dışında tanınan bilinen bir yüz oldu. Yani şöhretini çevresini bütünüyle bu cemaate borçlu. Bu sayede kendi ülkesinde bile sahip olmadığı bir ün ve itibara kavuştu çünkü bizim milletimiz Rasulullah Efendimiz hatırına seyyidleri sever sayar..

.

Arap hocalarda icazet geleneği

.

Evvela, merhum İbrahim Ahsai, El-şeyh İmam Mahmud Efendi Hz'nin müridi idi.. Önceki şeyhinden aldıysa bir icazet eğer, bu konuda kendini yeterli görmemiş olmalı ki gelip Mahmud efendi Hz'ne mürid olmuş !?

.

Sonra.. Arab dünyasında bu icazet meselesi son derece hafif tutulan, vermesi alması çok kolay bir şey. Yavuz Selim camiinde sohbete izdiham eden herkese Sabuni hz'nin icazet verdiği gibi.. O Mübarek te camide dolduruşa gelen herkese icazet vermişti..! Şimdi şu icazeti! alanlar "ben de alim oldum" diyebilir mi !? Hayır.

.

Örnekleri o kadar çok ki.. Suriyeli tanıdığım bir genç var, bizim camide bizimle işrak bekler, zikir yapar iyi bir çocuk.. Geçen söyledi şeyhi ona güya tarikat icazeti vermiş "bu dersi istediğin herkese verebilirsin" demiş ! ve bu genç henüz 19 yaşında..!

.

Allah aşkına! bu şimdi şeyh mi oldu! bu mudur Kâmil mürşid bu mudur tarikat önderi!?

.

Hasılı bu araplar -Allah selamet versin- tarikata girseler de seyr-i süluk yok bunlarda, müridlik yapmak yok, tarikat dersi çekmek yok! Bir şeyhte sebat etmek yok.. Her gördükleri fazıl zatın elini tutarlar "biat ediyorum" derler.. Yani bunlarda tarikat almak şeyhin elini tutmak dua almak gibi.. teberrük işi. Sonra bakar sana biraz sevgi sempati varsa,  sende biraz hal salah görseler basarlar icazeti verirler eline. Geçersizdir.

.

Doğuda Kadiri Şazeli tarikatları da benzer minvaldedir. Hasta okumaları yapan Ahmet G. hoca var sorun, kimler ona şeyhlik vermek istemiş de "Ben Mahmud ef'nin müridi olabileyim bana yeter" diyerek saçma icazetleri elinin tersiyle itmiş 

.

O yüzden Kenan (Abdulhak) isterse icazet(!) almış olsun.. Bu asla bildiğimiz manada şeyh olmuş manasına gelmez..

.

Bakınız oyun büyük! birileri İsmailağanın Menzilin döküntülerini topluyor, koltuk altına girip şişiriyorlar ve milletin başına şeyh diye bela ediyorlar ! Ali Kalkancısı, Fatih bî-Nurullası.. bu sahtekarlardan yeni kurtuldu bu millet. şimdi yenileri türuyor. Laiklik yüzünden tüm bunlar. Allah yol gösterici! kılıklı yol kesenlerden bu ümmeti muhafaza eylesin. 

.

Kenan B (Abdulhak) sapık şey Fatih bî-Nurullah'tan şeyhlik devşirmeye çalışırken

.

Konuya Katkı sağlayan Latif Kavcı hocanın yazısı :

.

Bu tür icazete teberrük icazeti (bereketlenme) diyorlar. Normal zahir ilimde de aynı minvalde icazet dağıtıyorlar. Medine’de kaç alimden teberrüken icazetimiz var, sırf bir kere ziyarete gittik diye Afganlı 90 küsür yaşında bir alimden yazılı icazet aldık ilim babında. Bunu gerçek icazetle bir tutmamalı.

.

Yani anlayacağınız bizim gibi işi sıkı tutmayan bir meşrepleri var. Ahir zamanda sıkı tutulması gerekiyor, suistimal ediliyor çünkü. Ama adamların tarikatı başka işte. Ali Haydar Efendi ks, Buhara Meşayıhının kubbeden indiği menkıbesinde ne buyurmuştu : "Hani bir sağlam kapı bu kaldı diyordunuz, müridler taşları ellerinden  düşürüyorlar sayı bozuluyor, uyuyorlar..!" Kıssa meşhur, Mahmud Efendi Hz leri anlatmıştı. Burada dikkat etmemiz gereken nedir? Ali Haydar Efendi'ye; Bir sağlam kapı bu kaldı" demişler. Bu bütün kapılar Ehli Sünnetten çıktı anlamına gelmez. Tarikat usul ve adabını muhafaza babında söylenmiştir.. İstihare yapmadan yaptırmadan tarikata almama, kolay yoldan vekillik vermeme, fena bekaya ulaşmadan kimseye halifelik vermeme vs. konuları hakkında.." L.F.Kavcı

.

Ayrıca İbrahim El-Ahsai efendiyi yakından tanıyan ilim çevreleri onun kendi memleketinde islami ilimlerde yetkin bir alim olarak değil sadece bir vaiz, bir hatip olarak bilindiğini ifade etmişlerdir. Dolayısıyla "ben ondan icazet aldım" diyerek kendini dev aynasında gören arkadaşlar bu hususu göz ardı etmesinler.

.

Muhammed Hakkani

19 Mart 2022 Cumartesi

Vahhabiyi Tanımak | Harici Sefeli

Allahın El-Mümin" İsmi bereketiyle..

Kendine "selefi" diyen tekfirci hariciler malumunuz hepimize şirk kâfir tükrüğü tükürürler, ve bu tükürük gerisin geri suratlarına şlap diye yapışır. Ne diyor bunlar ? "TC içinde görev mi aldın imam müftü mü oldun oy mu verdin? Kâfir oldun !" Allah bizzat bu tekfircileri yalanlıyor; Kuran'da "mümin" nişanı verilen tek bahtiyar, Firavun hükümetinde görev almış bir adam. "Ben tanrıyım" diyecek kadar azgın bir gavurun sarayında ve devletinde danışman olarak görev yapan bu imanı gizli adama Allah "mümin adam" diyorken.. bu vahabi sefeli tayfa ne yapıyorlar ? Tam tersini. Apaçık mümin olanlara kâfir diyorlar ve o küfürle kendilerini damgalıyorlar

selefi mi, vahabi mi ?

Sakın bu haricilere selefi demeyin. Selefi demek selef'in yolundan giden demek. Selef Sahabedir, İmam Azam imam Şafidir. Bu anlamda selefi olan biziz. Çünkü sahabeler ve imamlar kıble ehlini asla tekfir etmediler, müminin canını malını ırzını helal saymadılar. Ama selefi etiketini çalıp üstüne takanlara bakın kâfirin davrandığı gibi müminlere davranırlar Müslümanın canını malını ırzını talan ederler.. yakın tarihte Abdülvehhab'ın yaptığı gibi. Osmanlı'nın zayıflığı fırsat bilip hicazda büyük bir soygun talan ve yağma yapmıştı. O yüzden bunlara vahabi denir (bir h ile) ve bu eşkıyayı şeyh Abdülvehhab diye saygıyla anarlar

Her ülkede bunlardan var.. Kâbilin kardeş kanı akıtmaya olan meyli gibi şiddetli bir şehvet içinde taşıyan bu tiplere ABD-israil yaman oyun oynadı, bunları ışit (ırak şam İslam devleti) kurma hayaliyle ortadoğuda topladı. Bunlar eliyle hem müminleri katli imha etti hem de bu sayede Avrupa Amerika'da bunlardan büyük oranda kurtulmuş oldu. Sonra da ışitle savaşma masalıyla PKK ya 8 bin tır silah yardımı yaparak pkk-ypg ordusu kurdu, Hedef PKK devleti kurup İsrail'in kucağına teslim etmek.. "Onlar plan tuzak kuruyorlar, Allah'ın da planı var. Allah tuzak kuranların en iyisi"

Vahabiyi tanı

Her dinin, her grubun bir alameti vardır, ama gizli ama aşikar.. Hilal Kabe İslamın, haç Hıristiyanlık alameti. Badem bıyık sinek kaydı traş: feto alameti, + Lacivert takke: slymn ef tarikatı alameti. Vahabi haricilerin alameti nedir ? Nasıl tanırız ? Bunların da alameti Ebu.. ile başlayan kod adları ve uzun sakalla beraber açık baş. Eğer hocalık taslıyor ve ancak takke sarık kuşanmaktan kaçınıyorsa; sakal yoksa, batı yanlısı modernisttir. Eğer sakal da varsa kuvvetli ihtimal vahabi-haricidir. Vahabi kadınlarını da buruna kadar çıkmış peçeden tanırsınız. altta pantol üstte siyah çarşaf gibi varsa bunlardan olma ihtimali yüksek



İslami İlimler Analiz Ekibi

16 Şubat 2022 Çarşamba

Taciz Tecavüzle Anılan Sahte Şeyhler

 Sual: Hak Tarikatı gözden düşürmek, insanları Allah dostlarından koparmak için içimize salınan şeyh kılığındaki yılanların başından geçen taciz tecavüz vakalarını nasıl yorumluyorsunuz ? Bu tacizler oyunun bir parçası mı yoksa program dışı mı olmakta ?

Cevap: Allahın Adıyla.. Çok mühim bir hususa temas ettiniz. Evet şeytanın partisi insanların Allah dostlarına olan teveccühünü kanun zoruyla, tekke ve tarikatları kapatarak kıramayınca yeni arayışlara girdiler. Sahte şyehler ortaya sürüp bunları parlatmak meşhur etmek, ve aksine hakiki meşayıhı ise iftira ve kara propagandayoa levm etmek yolu.! Ancak gerçek Şeyh Efendiler ve müridleri dünyada Allah'ın ordusudur Allah ordusu galip gelir mağlub olmaz. [Saffat:173] Allah kendisine (dinine) yardım eden bu hak Tarikatlara mutlaka yardım edecektir ve sahte olanların foyasını ortaya çıkararak yardımını göndermektedir. Bu zokayı yutmuş ilk etapta en az 4 şey-h tan aklıma geliyor.. daha nicesi vardır

 Bunlardan biri Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz diğeri Fatih bi-Nurullah ve İskenderos evrenos keferos.. İlk ikisinin adının çıktığı karı ilgili mihrakların bizzat eğitip olta ucunda gönderdiği bir yem. Demekki miatları dolmuş. Son ikisi ise program dışı vuku bulmuş, mahza mekr-i ilahi.

Dünyada taklidini yapmak en zor kişi Allah dostlarıdır. Bu fasık herifler kim Allah dostu gibi görünmek kim.. filmini bile çekerken sırıtıyorlar, rol üzerlerine oturmuyor. Suratları bir kere içteki yalanı nifakı ele veriyor. Nefret ediyorsun. Hiç Allah Dostu görmemiş cahiller için ise Allah sanki "yeter bu kadar sahtekarlık foyanız orta çıksın" diyerek şeyh kılığındaki hainleri suç üstü yaparak ele veriyor

"Allah yapmakta olduğunuz hainliği ortaya çıkarır" [Bakara:72]

Bu itibarla sahtekârın mumu yatsıya kadar yanacak ve yatsıda sönerek ne mal olduğu ortaya çıkacaktır. Haa! O sahte olanlar, yedikleri herzelerle sürekli ekrana taşınarak bir takım medya tarafından tekrar tekrar kullanılmak istenecektir ve bunlara bakarak birileri "tarikat şeyh denilen şey demekki buymuş.. uzak olsun" diyenler olacaktır. Zararı yok. Allah hakka talip olanlarla batıla meyledenleri ayırt etmek istemektedir. Bu zalimce genelleme ile Allah dostlarına taan edenler sahte doktor sahte öğretmenden sebep kimseden uzaklaşmazlar. Demek ki içlerinde Allah adamlarına kin vardı ve Allah bu sayede onu da açığa çıkardı [2:72]

isa erdoğan, 16.02.2022

2. Dosya:

İskender Evrenesoğlu sahtekarı.. Bakın bugün bana yanlışlıkla(!) ne geldi ! Şeytan İskenderos Evrensos Mikeferos reklamı !! Biz de bu bedbaht cahilleri bu vesileyle tabi ki uyardık Hem yazılı ve hem sesli.. Cevap ne mi oldu ? Lanet ve beddua ! Yetmedi.. internetten gerekli çalışmayı yaptık ve sahte resul gerçek deccalin 18 lik kızı ve annesini taciz ettiği video kaydını aradık.. ancak Ame rika, yetiştirip içimize yılan gibi soktuğu bu piyonunu kollamak ve pisliğini temizlemek maksatlı Youtub ve tüm mecralardan o videoyu kaldırmış.. Bundan önce yine aramış, bulamamıştm. Ancak arkadaşlar yaptıkları titiz bir çalışma ile o taciz tecavüz itirafının kaydını buldular ve kendi kanalımıza yükledik. Alın indirin saklayın

İskender Evrenesoğlunun 15 yaşında orçlu olan bir kıza tacizde bulunması üzerine kızın annesiyle bu duruma isyan ettiği video ses kaydı : >> tıkla 1 << ikinci bölüm daha önemli >> tıkla 2 <<

31 Ocak 2022 Pazartesi

22 Mart Depremi ve Kanal İstanbul

 İnternette şöyle bir laf dolaşıyor. Ne dersiniz ?


cevap:

Türkiyeye yapılan her bir iyiliğe karşı çıkan nankör bir kesim var. Özellikle bu iyilik "namaz kılan, tesettür ve şeriat ehli" idarecilerden olursa bu nankörlük gavurluk derecesine kadar çıkabiliyor.. "Türkiyeyi cennete bile çevirseler istemeyuk karşıyız!" türünden küfr-ü inadi içinde debelenen bu kesim "22 martta istanbulda deprem olacak" kehanetini "kanal istanbul karşıtlığı" içinde siyasete alet ederek katmerli bir küfür savurmuşlardır.
Gelecekten haber vermeye neden ısrarlı bir şekilde "küfür" diyoruz ?

Çünkü gelecek hakkında kesin bir ifade ile "şöyle olacak" demek Kuranı inkar etmektir. Çünkü Allah gelecek bilgisine "gayb" adı vererek "gayb ilmini" tekeline almıştır ve bu ilimden sadece seçtiği bazı rasullerine bir miktar bildirebileceğini haber vermiştir.

Son Rasul ise vefat edeli 1400 sene oldu.. Dolayısıyla gayb haberleri alma yolu kapanmıştır. Sadece ilham,keşif,sahih ruya yoluyla bazı bilgi kırıntıları verilebilir ancak bunlar da son derece kapalı, karışık ve tevile açık olduğundan asla "kesin bir bilgiye" dönüşecek formda değillerdir. Yani en büyük bir evliyanın keşfi bile olsa hatalı çıkma ihtimali vardır. O yüzden gelecek hakkında verilecek bütün haberler bir ihtimalden ibarettir. her ihtimal gibi ya olur ya olmaz.
Ancak yukarıdaki zırvada görüldüğü üzere sanki o tarihte deprem olmuş ve sonrasında haberler şöyle olacak.." gibi bir üslup takınılmış..! Bunları açıp okumak, konu edip soru sormak bile bir müslüman için füzulidir. Hadi lan orada şeytan!" deyip üstünü kapatmanız, zerre kadar kaale almamanız gerekirdi

İsa Erdoğan

16 Ocak 2022 Pazar

Tebliğ Cemaati Camide 13 Ocak 2022

 Bismillahirrahmanirrahim H S S 

Tebliğ cemaatinin faaliyetleri kapsamında yine bir grup Müslüman mahallemize geldi, camimize misafir oldular. Ben buraya geldiğimden beri bu üçüncü cemaat. Şu ana kadar gelen bütün taleplere olumlu cevap verdim. Çok müteşekkir oluyorlar dua ediyorlar. Bu mahallenin delili olan arkadaşlar ilk cemaati kabul ettiğimde şöyle dediler "20 yıldır biz bu camide, bu mahallede çalışma yapmak istiyorduk her yere girdik ama bu camiye giremedik Hocam eğer bundan sonra istersen izin verme, burada sayende bir kere faaliyet yaptık ya.. artık gam değil !”

Müslüman Cemaatlere Destek

Ben onların yüzüne demedim ama niyetim Ehli Sünnet vel Cemaat olan bütün müslümanların faaliyetlerine destek olmak. Anadolu gençlik derneği mahalle sorumlusu bir genç, bir pazar sabahı camimizde faaliyet yapmak istediğini çorba ikram edeceklerini söyledi, izin istedi. Anadolu gençlik aslında siyasi bir partinin bayrağı altında, ancak camide siyaset yapmayacaklarını tahmin ettiğim için onlara da izin verdim. Sonuçta Erbakan gibi büyük bir İslam liderinin varisleri.. Şimdi aynı arkadaş her cumartesi, çalıştığı gençleri topluyor, ikindi namazını benim camimde kılıyorlar..

Buradan bütün İmam arkadaşlara tavsiyem bu konuda Müslümanlara yardımcı olmaları. 

Tebliğ cemaati ne yapıyor, Nasıl Çalışıyor ?

Bir kısmı camide zikir ve dua ile meşgul oluyorlar diğer kısmı mahalleyi geziyor. Buldukları eriştikleri insanlara Allah'ın kelamından peygamberimizin nasihatlarından bazı şeyleri aktarıyorlar. Nice imam arkadaşlar “biz zaten yapıyoruz” diyerek camide kalmalarına izin vermiyor. Evet aslında bu bizim vazifemiz ama gerçekten yapıyor muyuz ? Madem ki tam yapamıyoruz o zaman bu vazifeyi üstüne almış olan müslümanlara yardımcı olalım, belki bu sayede yükümüzü bir nebze hafifletmiş oluruz, en azında yapılan hizmete ortak oluruz.

Yolcuya İkram İslam Ahlakı

Özellikle gelen cemaatlerin yurt dışından olması bizleri daha hassas davranmaya itmeli. Çünkü sonuçta bu insanlar Kur'an'ın tabiriyle "ibnussebil" yani yolcu misafir. "Her geleni Hızır bil her geceyi Kadir bil" demiş atalarımız. O gelenler içinde kim bilir ne duası makbul insanlar vardır. Müftülüğü bahane ederek “hayır izin veremem, yazılı iizn kağıdı gertir” demek kolayca başından savmak olabilir. Ama ahirette hesabı bu kadar kolay savabilir misin o kesin değil işte.. Eğer müftülük nezdinde gerçekten sorun varsa, insiyatif almalı müftülüğe yansıtmadan işi halletmelidir. İnsan istesin, hallolur.

Müslüman Toplumlar Kaynaşması

Yurt dışından gelen insanlar bizim için aslında büyük bir fırsat. Dünya müslümanları ile tanışma kaynaşma, dışımızdaki dünyada neler oluyor haberdar olma konusunda en taze, yalansız garazsız haberleri birinci ağızdan alma fırsatı. Ayrıca, bugün sen onları misafir edersin, yarın da onlar seni misafir ederler, gidecek yerin olur.. Etme bulma dünyası.

Fikir Alışverişi, İstişare

O insanlarla konuşmanın bir faydası da islami hizmet noktasında “dünyada neler yapılıyor, daha başka neler yapılabilir” bu konularda fikir sahibi olmak. Müslümanların hizmetlerini duymak suretiyle insan şevke gelir heveslenir. Belki Allah bu heves ve bu şevkle benzer hizmetleri sana da nasip eder.

Bu sefer bize gelen cemaat ikisi Pakistanlı ikisi Suriyeli dördü bangladeşli 8 kişilik bir cemaati. Özellikle Pakistan'dan gelen 2 kişi gayet donanımlı idiler birisi doktor diğeri de medrese hocası. Ben daha çok medrese hocası Molla Zakirullah Efendi ile konuştum. Ona medreselerinin keyfiyetini sordum. Verdiği bilgiler gayet güzel. Onlarda medrese aynen bizde olduğu gibi bütünüyle özel, devletle hiçbir ilgisi yok, yani devlet karışmıyor ve verilen icazetname devlette geçerli değil. Kız medresesiymiş ilk başladıklarında 25 sene önce, talebenin başına koyacak kadın hoca bile yokmuş. Molla Zakirullah Efendi önce kendi eşini kızlarını okutmuş, onları hoca yapmış sonra onlar kız öğrencilerin başına geçmişler ve okutmaya başlamışlar. Şimdi medresede 250 talebeleri var. Medreseleri gündüzlüymuş. Bizde medreseler yatılı olur dediğimde çok ilgisini çekti. Benden bizim medreselerin eğitim müfredatını öğrenmek istedi. İsmailağa'ya gitmesini söyledim. İsmailağayı biliyor gideceğim dedi.

Güzel Müslümanlar

Molla Zakirullah Efendide şunu gördüm, hizmetlerini medreselere eğitimini devamlı geliştirmek istiyordu. Bizde medreseler nasıldır merak ediyordu. Kaç senelik müfredatınız diye sordu. Kızlarda 3 sene dedim. Bizde kzıların eğitimi erkeklere nispeten çok daha hafif ve çabuktur dedim. Bizde de 3 sene dedi. Ancak bizde vakti müsait olamyan kadınlara yönelik 40 günlük ve 3 aylık hızlandırılmış programlar da var dedi.. BU sayede 5 binden falzla kadına eğitim eridk dedi. Takdire şayan. Bizde bu tür hızlandırlmış programlar medresede değil mahalle derneklerinde mescitlerde veirliyor dedim.

Molla Zakirullah Efendi daha önce İstanbul'a gelmiş Mahmud Efendi ile görüşmüş çok etkilenmiş feyz almış Çarşambayı Fatih'i çok beğenmiş herkes çarşaflı herkes cübbeli sakallı sarıklı buram buram İslam kokuyor.. diyordu Mahmud Efendi ile yeniden görüşmek istiyordu. 

Pakistanın Güncel Durumu

Pakistan'ın durumlarını sordum “İyi, Pakistan yüzde beşi şia geri kalanın tamamı Ehli sünnet vel cemaat ve de Nakşibendi dediler. “Desenize vahabiler sizin içinizde barınamaz” dedim. Aynen öyle hiçbir etkileri yok dediler. Kovit salgınının hayata etkisi var mı diye sordum. Evet nispeten var fiyatlar iki üç katına kadar çıktı dediler. Pakistan'daki Talibanı sordum, Ehli Sünnet mi ?" Şimdikiler iyiler, tamamı ehli sünnet" dediler.

Beyan

Molla Zakirullah Efendi ile biz Arapça konuşuyorduk Bangladeşli Müslümanlar içerisinde bir hoca vardı o da Arapçayı güzel biliyor konuşuyordu. Ben onlara bir akşam mihrapta sohbet yapma fırsatı verdim, onlar buna “beyan” diyorlar. Namazdan sonra cemaati topladık Molla Zakirullah Efendi verdi beyanı biz de acizane tercüme ettik. Genellikle konu tebliğ ve emir maruf yapmanın ehemmiyeti üzerine. Ve sonunda bu faaliyete kim katılacak, hadi el kaldırdın ? Şeklinde cemaatten talepler kabul ediyorlar. Kendi arkadaşları sanki ilk defa duymuş gibi hemen el kaldırıyorlar bu şekilde cemaati teşvik ediyorlar. Normal cemaatten de birkaç el kaldıran olursa hemen irtibata geçip onu da saflara katmış oluyorlar. Büyüme stratejileri bu şekilde. Nereden baksan dünyada aktif olarak 5.000.000 kadar nefere ulaşmışlar. Bu da büyük bir başarı.



Bizim Sohbetimiz: Mektubat

Ertesi sabah namazdan sonra etrafımda toplandılar “hocam dün sen bizi dinledin bugün de sen konuş bizler senden istifade edelim” dediler. Ben de Mektubatı açtım, önce bir ayet okudum (Yuhbibkumullah) Ayeti.. Sonra İmamı Rabbaniden "Sünnete ittiba etmenin ehemmiyeti" ile ilgili bir mektup okudum. “Sabaha kadar uyuyup, sabah namazı camiye cemaate katılmak, sabaha kadar teheccüt kılıp sabah namazı vakti evde olmaktan daha üstündür” “Rasulullaha ittiba içermeyen bin yıllık gece ihya etmektense, Rasulullaha ittiba ederek yarım saatlik öğle uykusu (kaulule) daha efdaldir” gibi çarpıcı cümleler vardı.. Mektup gayet hoşlarına gitti. Bazıları Mektubatı hiç duymamışlar, İmamı Rabbani ve Mektubat hakkında bilgi aldılar. 

İslami Kıyafet ve Medine Zuhuratı

Bangladeşli bir Müslüman bir soru sordu islami kıyafet hakkında “Peygamber efendimize kıyafet yönünden ittiba hususunda neler söylersiniz" dedi. 

Dedim ki “islami kıyafet evvela beldelere göre değişkenlik arz eder. Her beldenin kendine mahsus İslami kıyafeti vardır. Osmanlı'nın devamı olan Türkiye'de islami kıyafet Şu Benim giydiğim gibidir şalvar cübbe takke sarık. Sizin diyarınızda, Hindistan Pakistan Bangladeş oralarda İslami kıyafet Sizin şu giydiğiniz gibidir. Arabistan Yemen Libya Mısır Suriye tarafında ise İslami kıyafet cellabiye dedikleri entari giymek şeklindedir. Bizler Haremi Şerife gittiğimiz zaman burada nasılsak orada da öyle giyiniyorduk. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şeyhimize manada zuhur ettiler ve "buraya geldiğiniz vakit entari giyin bizler gibi" buyurdular. O günden sonra Arabistana her gittiğimizde mutlaka entarimizi giyeriz. Bunu anlattığımda çok hoşlarına gitti Bangladeş'li arkadaşların anlaması için hocaları onlara ayrıca tercüme ettiler. İslamı kıyafetle ilgili ikinci husus mutlaka bol olmalı ve kafirlerin tarzına modasına muhalif olmalı" dedim bu açıklamaları beğendiler, sohbetten memnun oldular.

Son gün biz onlara kahvaltı ikram ettik. Sofrada da güzel konuşmalar bilgi alışverişleri, kültür etkileşimleri oldu. Artık gitme vaktiydi, önceki cemaatlerin yaptığı gibi bunlar da bana bir hediye paketi bıraktılar. Bir takım cam tabak. Molla Zakirullah efendi ise dur dedi ve gitti belki de kendine almış olduğu bir parfüm şişesi kutusunda aldı getirdi bana hediye etti. Allah razı olsun güzel insanlar, güzel bir faaliyet güzel bir sohbet ve tanışma idi..



Kâle Rasulullah sas “Eksiru ihvanekum fiddin ** Din kardeşlerinizi çoğaltın”

İsa Erdoğan, 13 Ocak 2022